A. Giriş
Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) (İngilizcesi: European Court of Justice) ya da Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (TAD)1 Avrupa Birliği (AB) içerisinde yer alan en yüksek yargı merci olup birliğin ana organlarından birisidir.2 Her üye devletin bir yargıcından oluşmaktadır.3
Yargıçlar kendi ülkelerinde en üst düzeyde yargı görevi ifa etmiş ya da edecek yetkinliğe sahip, bağımsızlıkları ve tarafsızlıkları konusunda şüphe duyulmayan kişiler arasından seçilerek altı yıllık bir süre için atanmaktadırlar.
Adalet Divanı, Avrupa Birliği Adalet Divanı Statüsü’nde yer alan düzenlemelerce Daireler ve Büyük Daire olarak toplanmaktadır.
Ön karar prosedürü gereği Adalet Divanı’na başvuru hakkı sadece yerel mahkemelere tanınmış olup, yerel mahkemelerde davayı açan kişilerin veya davalıların Adalet Divanı’na başvurma hakları yoktur. Yerel mahkeme gerekli gördüğü takdirde taraflar istemeseler bile, bir davada dava konusu uyuşmazlığın çözümü için meseleyi bekletici sorun yaparak ön karar prosedürü gereği Adalet Divanı’na götürebilir. Avrupa Birliği’ndeki davaların çoğu bu prosedür içinde sonuçlandırılmaktadır. Öte yandan bu süreç birlik hukukunun temel nitelikleri arasında yer alan Avrupa Birliği hukuk kurallarının doğrudan etkili olması ilkesinin oluşmasını sağlayan yasal bir araç olmakta ve yerel merci ve mahkemeler aracılığıyla iç uygulamada birlik hukukunun homojenliğini sağlamaktadır.4
Avrupa Birliği Adalet Divanının görevi birincil ve ikincil hukuk normlarının5 yorumlanması ve uygulanmasında hukuka uygunluğu sağlamak, bu normlardan dolayı çıkan itilafların çözülmesini sağlamaktır.
Avrupa Birliği Adalet Divanının yetkisi mecburi ve nihaidir. Bir başka ifadeyle ABAD’ın verdiği kararlar kesindir ve temyiz edilebilecek başka bir merci bulunmamaktadır. Belirtmemiz gereken bir diğer husus ise ABAD’ın resen (la. ex officio)6 harekete geçemeyeceğidir. ABAD’ın bir hukuki meseleyi ele alabilmesi için bu meselenin mutlaka kendisine getirilmesi gerekmektedir.
B. Dava Türleri
Avrupa Birliği’nde incelememiz gereken başlıca beş dava çeşidi vardır. Bu davalar aşağıda ki gibidir.
- İhlal Davaları
- İptal Davaları
- Tespit (Hareketsizlik) Davaları
- Tazminat (Tam Yargı) Davaları
- Ceza Davaları
1. İhlal Davaları
İhlal davası, birliğe üye bir devletin birincil ya da ikincil hukuka aykırı davranması durumunda açılan bir davadır. Bir başka ifadeyle birliğe üye bir devletin yapması ya da yapmaması gereken bir davranışı yerine getirmemesi durumunda ihlal davası açılarak uyuşmazlığın giderilmesi sağlanır.
İhlal davası yalnızca devletlere karşı açılabilir. Birliğin diğer organlarına, gerçek ya da tüzel kişilere bu davanın açılması mümkün değildir. İhlal davası açma yetkisi Avrupa Birliği antlaşmasına göre dört oluşuma verilmiştir:
- Komisyon
- AB Üyesi Herhangi Bir Devlet
- Avrupa Yatırım Bankası
- Avrupa Merkez Bankası
Uygulamada ihlal davasının daha çok birlik anlaşmaların koruyucusu ve savunucusu olarak bilinen komisyon tarafından açıldığı görülmektedir. AB üyesi bir devletin bu davayı açmaya sıcak bakmamasının sebebi dava edeceği devlet ile siyasi bir problem yaşamak istememesidir. Ayrıca üye bir devlet doğrudan doğruya dava açamaz.7 Öncelikle ihtilafı Konseye götürmek zorundadır.
İhlal davası idari ve yargısal olmak üzere iki aşamada görülür. İzlenecek süreç, davayı kimin açtığına göre değişiklik göstermektedir. (Süreç PDF İçerisine Eklenmiştir.)
2. İptal Davaları
Adalet Divanının görevlerinden birisi de birlik organlarının tasarruflarını hukuken denetlemektir. Adalet Divanı tavsiye ve görüşler hariç olmak üzere, yasama tasarruflarının, Konsey, Komisyon ve Avrupa Merkez Bankası’nın tasarruflarının ve Avrupa Parlamentosu’nun ve Avrupa Birliği Zirvesi’nin üçüncü kişiler bakımından hukuki etki doğurması amaçlanan tasarruflarının hukuka uygunluğunu denetler. Tüzük, karar ve yönergeler gibi üçüncü kişileri bağlayan kararlara karşı doğrudan iptal davası açmak mümkündür. Bir başka ifadeyle üçüncü kişiler açısından bir sonuç doğurmayan düzenlemelere karşı iptal davası açılamaz.8 İptal davasını açma yetkisi:
- Herhangi bir üye devlete,
- Konseye,
- Avrupa Parlamentosuna,
- Komisyona,
- Avrupa Merkez Bankasına,
- Avrupa Sayıştayına,
- Gerçek ve tüzel kişilere,
Verilmiştir. Avrupa Birliği Antlaşmasına göre her gerçek ve tüzel kişi, muhatabı olduğu veya kendisini doğrudan ve bireysel olarak ilgilendiren tasarruflar ile kendisini doğrudan ilgilendiren ve uygulama tedbirleri alınmasını gerektirmeyen düzenleyici tasarruflara karşı iptal davası açabilir.
– Yetkisizlik,
– Esasa İlişkin Sakatlık,
– Kurucu Antlaşmaların İhlali,
– Takdir Yetkisinin Kötüye Kullanılması
Gibi durumlar iptal davasına konu olabilir. Ayrıca yetkisizlik durumu da kendi içerisinde iki ayrı şekilde incelenmelidir.
Mutlak Yetkisizlik: Birlik organlarının sahip olmadıkları bir yetkiyi kullanması durumunda ortaya çıkar.
Nispi Yetkisizlik: Birlik organlarının kurucu antlaşmalar ile kendilerine verilen yetkiyi yanlış organa kullandırtması sonucunda ortaya çıkar. Örneğin bütçe taslağını Komisyon yerine Bakanlar Konseyi hazırlarsa nispi yetkisizlik sebebiyle iptal davası açılabilir.
İptal davaları için öngörülen hak düşürücü süre iki aydır. Bu süre yargıç tarafından re’sen olarak dikkate alınır ve süresi geçen düzenlemeler için iptal davası açılamaz. Ancak bu durumun çok ciddi hukuki sıkıntılara sebebiyet vermesi bir hayli yüksek olduğundan olası bir itilafta iptal edilmemiş ancak hukuka aykırı olduğu düşünülen tasarrufa karşı def’i ileri sürülebilir. Adalet Divanı def’iyi kabul ederse ilgili tasarruf söz konusu itilafta uygulanmayacaktır.
3. Tespit (Hareketsizlik) Davaları
Tespit davaları kurucu antlaşmaların iptal edildiği durumlarda Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi, Komisyon, Konsey ve Avrupa Merkez Bankası’nın hareketsiz kalması bir başka ifadeyle karar almaması nedeniyle üye devletler ve birliğin diğer organlarınca Adalet Divanında kendilerine karşı açılan dava çeşididir.
Prosedür gereği tespit davası açılmadan önce hareketsiz kalan organa başvurulur ve iki ay içerisinde geri dönüş yapması beklenir. İki aylık sürenin ardından bir yanıt alınamazsa dava açılabilir.
4. Tazminat (Tam Yargı) Davaları
Bu dava çeşidi akit dışı sorumluluktan kaynaklanmaktadır. Üye devletler, Avrupa Birliği organ, kurum ve görevlilerinin neden olduğu zararları hizmet kusuruna bağlı olarak tazmin etmek isteyebilir. Bu durumda Adalet Divanında dava açılacaktır.
Zararların tazmini “uluslararası ortak olan hukuk ilkelerine” göre yapılacaktır.
5. Ceza Davaları
Konsey tüzüklerinde öngörülen para cezalarının Komisyon tarafından uygulanması sonucu tesis edilen kararlara karşıda Adalet Divanına başvurulabilir. Bu davalar, kendilerine Komisyonca para cezası verilen özel kişiler tarafından Komisyon aleyhine açılan tam yargı davalarıdır. Divan verilen cezayı iptal edebileceği gibi miktarını azaltıp yükseltebilir.9
- Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (TAD) 1952 yılında faaliyete geçmiş, Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) ise 1953 yılında ATAD’ı da kapsayacak şekilde faaliyete geçmiş bir organdır. Bir başka ifadeyle ABAD, TAD’ın yerini almıştır.
- Diğer Ana Organlar İçin Ayrıca Bakınız: Avrupa Konseyi, Konsey, Komisyon, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Sayıştayı ve Avrupa Merkez Bankası. Bu organlar Avrupa Birliği antlaşmasında belirtilmiştir.
- Şu anda AB üyesi 28 devlet olduğundan dolayı ABAD’ta hali hazırda 28 yargıç görev yapmaktadır.
- Uluslararası Hukuk ve Dış İşler Müdürlüğü, ABAD HK.
- Birincil hukuk normları direkt olarak AB Hukukunun kurucu antlaşmaları, ikincil hukuk normlarıysa birincil hukuk normlarına bağlı olarak çıkartılan yasal araçlardır. Örneğin tüzük, direktif, karar vb.
- Görevi gereği, kendiliğinden
- Komisyon bir ihlalin olmadığına kanaat getirir ya da üç ay içerisinde konu hakkında görüşünü beyan etmezse, şikâyetçi olan devlet doğrudan Adalet Divanına dava açabilir.
- Örneğin AB Genelgeleri ya da talimatnameleri.
- Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 1998/3 Sayfa: 1016
